Anasayfa İletişim

Psikoloji



Yunanca ruh anlamına gelen psykhe deyimiyle bilgi anlamına gelen logos deyiminden yapılmıştır. Antikçağ Yunanca'sında psukhê deyimi duysal ruh anlamına geliyordu. Dilimizdeki ruhbilim deyimi de bu anlama uygundur ve özellikle ruh'la tin deyimleri arasındaki anlam ayrılığını göz önünde tutmuştur. Bu anlamda ruhbilim deyimi, canlı organizmanın bedensel yanını inceleyen bilimi dile getiren fizyoloji deyimine karşı olarak canlı organizmanın ruhsal yanını inceleyen bilimi dile getirir. Ancak günümüzde ruhun metafiziksel olduğunu düşünen ve bilim adıyla yan yana gelmesine karşı çıkan psikologlarda vardır ve yeni tanımlamalar geliştirilmektedir.

 

  • İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim.
  • Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü.
  • Davranışsal.

 

düşünüş, davranış biçimi.

 

  • Psikolojinin tanımı,gözlenebilen,ölçülebilen insan ve hayvan davranışlarıdır.
  • Psyche + Logos sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Psyche ruh anlamına gelir, logos da bilim/bilgi demektir. Psychelogos yani Psikoloji sözcük anlamıyla "ruhbilim"dir.

 

İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ve kendi içinde de dengeli bir gelişme sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana bu gelişim ve uyum sürecinde yardımcı olabilir.

Günümüzde psikolojinin bulgularından, çok değişik alanlarda yararlanılır. Eğitim, tıp, endüstri, ekonomi alanlarında psikolojik bilgilerin kullanımı, insanların daha başarılı olmasını sağlamaktadır. Büyüme, gelişme, yetenekler, ilgi, zekâ, heyecan, bellek, düşünme, öğrenme konularında elde edilen psikolojik bilgilerin eğitim alanında kullanılmasıyla bu alanda başarı yükselmiş, daha sağlıklı, daha modern bir eğitim anlayışı gelişmiştir.

 

1879’da Alman psikolog Wilhelm Wundt tarafından Leipzig’de kurulan psikoloji laboratuarı ile psikoloji, deneysel bilim dalı unvanını kazanmıştır. İlk psikoloji deneyleri burada yapılmıştır. Psişik olaylar fizik olayları gibi incelenmeye çalışılmıştır. Daha sonra Avrupa`nın değişik yerlerinde ve Amerika`da birçok psikoloji laboratuarı açılmıştır.

Psikoloji felsefeden ayrılıp bağımsız bir bilim haline geldikten sonra - kısmen de olsa - bazı filozofların düşünce biçimlerinin etkisinde kalmıştır. Sistem ve ekol olarak gelişen psikoloji akımları ortaya çıkmıştır. Ekoller genellikle tek yanlı görüşlerdir. İncelemek istedikleri konuyu temel öğeler açısından ele alırlar. Determinist anlayıştadırlar. Psikolojinin belli başlı ekolleri Yapısalcılık (zihin yapısı ile ilgili)( Structuralism), İşlevselcilik (zihin göreviyle ilgili)(Functionalism), Davranışçılık (Behaviorism), Psikanaliz  ve Gestalt Psikolojisidir.

 

Psikoloji çok genç bir bilim dalıdır ve tamamen ihtiyaçtan doğmuştur. Bugünkü psikolojinin temelleri 1874 yılında Wilhelm Wundt’un deneysel psikoloji alanındaki ilk kitap olan “Fizyolojik Psikolojinin Temelleri (Grundzüge der physiologischen Pscychologie)” ile atılmıştır.

Psikolojinin mihenk taşlarına kısaca bakacak olursak;

 

  • 1878’de G. Stanley Hall Harward Üniversitesi’nde psikoloji alanında ilk doktora derecesini aldı.
  • 1886’da Sigmund Freud Viyana’da bu alanda ilk muayenehaneyi açtı.
  • 1990’da Sigmund Freud psikanalitik düşüncenin başlangıcı kabul edilen “Düşlerin Yorumu – Interpretation of Dreams” kitabını yayımladı.
  • 1905’de Alfred Binet ve Theodore Simon standardize psikoloji testlerinin başlangıcı kabul edilen Binet-Simon Skalasını geliştirdi.
  • 1911’de Alfred Adler kendi ekolünü oluşturmak için Freud’un psikanalitik grubundan ayrıldı. Ayrılma nedeni, Freud’un teorisini fazlasıyla cinsellik ve kendi çocukluğuna dayandırmasıydı.
  • 1912’de Max Wertheimer Gestalt Psikolojisi’nin kuruluşu sayılan “Davranış Algısının Deneysel Çalışması – Experimental Studies of the Perception of Movement” makalesini yayımladı.
  • 1913’de Carl Jung Freud’un görüşlerinden farklılaşarak Analitik Psikoloji olarak adlandırılacak olan kendi ekolünü oluşturdu. Ayrılma nedeni, Freud’un din ve mistisizm ayrımını yapamamasıydı.
  • 1913’de Jacob L. Moreno Viyana’da Grup Psikoterapisi metotlarını oluşturdu. Spontanite ve katılımı vurgulayan bu yeni metot sonraları Psikodrama ve Sosyometri olarak adlandırıldı.
  • 1913’de John B. Watson “Davranışçı Manifesto” olarak adlandırılan “Davranışçıların bakış açısıyla Psikoloji – Psychology as the Behaviorist Views It” makalesini yayımladı.
  • 1928’de Jean Piaget “Çocukların Yargılama ve Usavurumu – Judgement and Reasoning in the Child” adlı kitabı yayımladı.
  • 1934’de Lev Vygotsky “Düşünce ve Dil – Thought an Language” kitabını yayımladı.
  • 1938’de B.F. Skinner davranışçı analizi tanıttığı “Organizmaların Davranışı: Deneysel Bir Analiz – The Behavior of Organisms: An Esperimental Analysis” kitabını yayımladı.
  • 1943’de Abraham Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini anlattığı makalesi “İnsan Motivasyonunun Teorisi – A Theory of Human Motivation”ı yayımladı.
  • 1959’da Noam Chomsky Bilişsel Devrimin başlangıcı olarak kabul edilen B.F.Skinner’in “Sözel Davranış – Verbal Behavior” adlı makalesinin eleştirisini yayımladı.
  • 1961’de Albert Bandura “Bobo Bebeği Deneyi – Bobo doll experiment” nde saldırganlığın davranışsal kalıplarını inceledi.
  • 1963’de Stanley Milgram bugün Milgram Deneyi olarak bilinen otoriteye boyun eğmeyi incelediği çalışmasını açıkladı.
  • 1967’de Aaron Beck depresyon’un psikolojik modelinde, düşüncelerin depresyonun gelişiminde ve sürdürülmesindeki belirgin rolünü açıkladı.
  • 1969’da Joseph Wolpe “Davranışçı Terapi Uygulaması – The Practice of Behavior Therapy”yi yayımladı.

 

Türkiye’de ise psikoloji bilimi ile ilk bilimsel uğraş 19.yüzyılın ortalarına uzanır.  A. Yıldırım’a göre üniversitede psikolojiyle ilgili bilinen ilk ders Aziz Efendinin Darülfünun-i Osmani’nin 1869’daki açılışından önce Ramazan ayını değerlendirmek amacıyla halka açık olarak düzenlenen gece konferansları arasında verdiği “Emcazi Ekalim” dersidir.  S. Özbaydar’a göre, 1908 Devriminden sonra da Babanzade Naim Bey’in İlm-un Nefs adıyla biraz teoloji ağırlıklı psikoloji dersleri verdiği bilinmektedir.

 

Türkiye’de psikolojinin başlangıcına ilişkin “resmi tarih” anlayışı Dr. Georg Anschütz’ün 1915 yılında Almanya’nın ünlü “eğitim yardımı” programı kapsamında Darülfünun’a gelişini esas almaktadır. En azından Anschütz’ün çabası “ilk girişim” olarak değerlendirilebilir.  İstanbul Üniversitesi ya da o zamanki adıyla Darülfünun Edebiyat Şubesinde, Felsefe Kürsüsü çatısı altında psikoloji derslerinin 1915 yılından itibaren verilmeye başlandığı bilinmektedir. O yıllarda G.Anschütz dersler vermek, ayrı bir kürsü ve psikoloji laboratuarı kurmak üzere gelmiş ancak 3 yıl sonra geri dönmek zorunda kalmıştır. 1919 yılında, Umumi Psikoloji Kürsünün başına getirilen M.Şekip Tunç’la birlikte psikoloji eğitimi başlamıştır. 1937 yılında W.Peters tarafından Tecrübi Psikoloji Kürsüsü oluşturulmuştur.

Türkiye psikoloji tarihinin en ilginç isimlerinden biri de Wilhelm Peters’in asistanı olarak yeni kurulan Pedagoji Enstitüsü’ne atanan Mümtaz Turhan’dır. Turhan 1928’de devlet bursuyla Almanya’ya gönderilmiş, Giessen, Frankfurt ve Berlin üniversitelerinde okuduktan sonra, 1935’de Frankfurt’ta psikoloji doktorasını tamamlayarak Türkiye’ye dönmüş ve 1936’da Pedagoji Enstitüsü’ne asistan olarak atanmıştır. W.Peters ve M.Turhan’ın çalışmaları ile tecrübi psikolojinin kurumsallaşması sağlanmış, bir Psikoloji Kütüphanesi ve Psikoloji Laboratuarı kurulmuştur. Daha sonra, üniversitemiz çatısı altında psikoloji bilimi sırasıyla W.Peters, M.Turhan ve B.Toğrol’un başkanlıklarında “Tecrübi Psikoloji” ve M.Ş.Tunç, E.S.Siyavusgil, N.Arkun’un başkanlıklarında Umumi Psikoloji Kürsüsü olarak temsil edilmeye başlanmıştır. 1981 yılından sonra, bölüm faaliyetleri 4 ana bilim dalından oluşan tek bir psikoloji bölümü olarak B.Toğrol, A.Arık, E.Cantez, N.Telman başkanlıklarında yürütülmüştür.
1930’lu yıllar ve sonrasında yurt dışında yetiştirilmiş veya yabancı öğretim üyeleri ile alanda öncü pek çok çalışmaya imza atılmıştır. M.Ş. Tunç tarafından yapılan W.James ve S.Freud; 1938 yılında E.S.Siyavuşgil tarafından yapılan J.Piaget çevirileri, Peters tarafından kurulan Deneysel Psikoloji Laboratuarı, 1940 yılında yayına başlayan ve bölüm laboratuarında yürütülen çalışmaları yayınlayan Psikoloji ve Pedagoji Çalışmaları Dergisi, 1956 yılında W.Miles tarafından başlatılan “Tecrübi Psikoloji Çalışmaları” Dergisi bu çalışmalardan bazılarıdır. 1960 -70’li yıllarda doktora çalışmaları ile öğrenci yetiştirmeye ve aynı zamanda çeşitli testlerin ülkemize uyarlanma çalışmalarına ağırlık verildiğini görüyoruz.

 

 

Psikolojiye ilişkin ilk yayının tarihi ise belli değildir. Açık olan bir şey varsa bu da bu ilk yayının 1915’den çok daha önce yapılmış olduğudur. Sami Kayral (1953) 1915 yılından önceye ait 11’i çeviri 29 eser, Nuri Bilgin (1988)’de 9’u çeviri 27 eser saymaktadır. Bu eserlerin en eskisi Yusuf Kemal’in 1876’da yayınlanan “Gayet-ül Beyan Fi Hakikat-ül-İnsan Yahut İlm-i Ahval-i Ruh” adlı eseridir. Yabancı dilden yapılan ilk çeviri ise 1907’de Mısır’da yayınlanan Le Bon’un ünlü Psychologie des Foules eserinin Abdullah Cevdet tarafından yapılmış “Ruh-ül Akvam” başlıklı bir çevirisidir. Bununla birlikte eski yazıyla hazırlanmış psikoloji ile ilgili yayınlara yönelik geniş kapsamlı bir araştırma yapılmadığından, psikolojiyle ilgili daha eski bir çalışma olup olmadığı bilinmemektedir.